Geçmişim, şimdim ve geleceğim… Bulunduğum an’da nerede olduğuma ve ne yaptığıma bağlı. Gerçekten ne istediğime ve neyi yaşamak istediğime. Peki ben ne istiyorum?
Yıllar sonra yine ve yeniden doğduğum eve geldim. Geçmişe ve atalarıma kırgınlık, pişmanlık, üzüntü ve öfke duymadan sadece BEN olarak geldim. Tüm saf bilincimle köklerime uzanıp Dünya’ya olan bağlılığımı artırmaya geldim.
Ben geldim… Tatil planımın rotasını anlık bir karar ile doğduğum yere çevirmiştim. Sonra bavulumu hazırladım ve karanlık çökerken yola koyuldum. Nihayet memlekete bu yılın ilk adımını attım ve gerçekleştirdiğim ziyaretler bende sadece sevgiyle olanı gösterdi. Rahmetle gidenleri andım ve sonra atalarım, bu ziyaretten sonra bana “hoş geldin” karşılamasını yaptı ve yoluma devam ettim. Bu ziyaret, hayatta olanları ve rahmetle gidenleri oldukça memnun ettiğine tüm samimiyetimle inanarak söyleyebilirim. Bazen mutluluk bazen de gözyaşım eşlik etti. Geçmişe ait tüm olanı ve biteni geri getiremesem bile bu duyguların nasıl gözyaşına dönüştüğüne bizzat kendimde şahit oldum. Atalarımın geçmişte yaptıkları ne varsa hepsi ait olduğu yerde kaldı. Ben, sadece kendi BENLİĞİM ile BEN olarak hayatımı sürdüreceğim. Yaşadığım hiçbir şeyden pişman olmadan yoluma bakıp geleceğe uzanacağım…
Ve nihayetinde doğduğum “ev” e geldim. Kim olduğumu biliyorum ve nereden geldiğimi de… İşte bu yüzden artık hayatıma kolaylıkla yön verebilirim. Kendimden kaçmıyorum, kabul ediyor ve öylece yükseliyorum. Pişmanlık duymadığımı söylemiştim. Evet ne yaşamış olursam olayım, pişmanlığım olmayacak. Çünkü ben, bu gezegene yaşamaya ve hayatı anlamaya gelmiştim. Oyundaki karakterin oyunda olduğunu fark etmesi gibi… Atalarımın yaşadığı pişmanlığı anlıyorum. Belki de ben, bunu artık fark edip dönüştüren kişi olacağım. Onlar da çok ağlamışlar. İçine akıttıkları bu gözyaşlarını zamanla nasıl büyük bir okyanus yarattığı ve içinde boğulduğu koca bir su kütlesi haline geldiğini ancak hissederek söyleyebilirim. O evde o duygular ve izler vardı. Gözyaşlarımın fazlasıyla aktığı, nedensizce hüzün yaratan o ev artık başka canlılara sahiplik yapıyordu.
Başlangıç noktasında bu kez olduğum kişilikten çok farklı biri vardı. O, artık anlıyordu, hissediyordu ve geçmişine dokunuyordu. Anladıkça, hissettikçe ve geçmişine dokundukça! Eve döndüğümde o kişi içimde giderek artan bir arayışa girecekti. Var olmanın en büyük arzusunu bulmanın yoluna. Yaradanın yoluna ilahi olana…
Senem Kaya / Sakarya / 21.09.2026
