HİKAYE BAŞLIYOR 3: ÇAPRAZ SORGU

Polis değilim ve suçlu da değilim. Şüpheli olabilirim ancak o da düşüncelerde şüpheci olduğumdan. Sorguluyorum ve sorgulanıyorum da. İçimde, çapraz sorguya alınmışım gibi bir his var. Sorgu odasında tek başımayım. Karakolda da öyle… Kelepçe de yok tutuklama da. Sorgu odasında tavandan sarkıtılmış tek lambanın ışığı altında kendim tarafından sorgulanıyorum. Karşımdaki eski ben, yeni beni sorguluyor, yeni ben de eski beni… Birbirini suçlayan iki taraf içindeki derin çatışma son hız devam ediyor. Eski ben sesli düşünüyor. Yok neymiş yazılarımda neden anlam bozukluğu varmış ve özneler eksikmiş falan filan? Yeni ben ise şöyle cevap verdi:” İnsan hep arayış içinde ve hayatın anlamını aramaktaydı. Onun kendisini ve yaşamının anlamını bulması için bazı kelimeleri kendisiyle doldurmalı ve anlam bozukluğunu da hayatı yaşayarak anlam bozukluğunu giderebilmeliydi.” Eski ben ise Türk Dil Kurumu’nun düzgün Türkçesine uyulmasını söyledi. Yoksa yazdıklarımı kimse okuyamazmış. Bu yeni benin umurunda değildi. O artık hayatta amacını bulmaya başlamıştı. Eski bene kalsa birisinin kendisine ilham vermesini bekleyecekti. Yeni ben, öyle yapmadı…

Hayatın zorlu şartlarında gökten bir el uzanmasını beklemek için peygamber olmalıydı insan. Ancak bazı mucizeler amacını buldururdu insana. Tabi o da 40 yılda bir olurdu. Boşuna zaman kaybetmemek için hayatı ve yaşadıklarını sorgulaması gerekliydi. Biraz da haberci rüyalar görse fena olmazdı hani yeni ben için. Azıcık da olsa doğru yolda olduğunu gösteren bir tabela gibi yol böyle gidiyor diyebilirdi. İstediği sonunda olmuştu. Kadim Anadolu topraklarının ortasında, yeni ben o haberci rüyayı gördü ve bir süre etkisinden çıkamadı. Ona adeta görevi bahşedilmişti. Ancak yeni ben, yaklaşık bir ay kadar sonrasında bunun ne olduğunu anlayabildi. O, insanlardan gelen iyi ya da kötü davranışları bir ayna gibi yansıtıyordu adeta. Rüyası ise şöyleydi: Önce yaralı bir çocuğa yardım ediyordu. Birkaç kişiyle birlikte sedye ile taşıyarak ambulansa yetiştirmeye uğraşıyordu. Bunu yaptıktan sonra bir binaya girdi. Girişte fark ettiği bir gücü vardı ancak bunun ne olduğunu çok bilemiyordu. Sadece esmer bir kol ve gri tişörtünü hatırladığı kadın ya da kız ona yardım ediyordu ve gücünü nasıl kullanması gerektiğini de söylüyor gibiydi. Sonra binada siyah takım elbiseli bir grup erkeğin ağzından ya da elinden çıkardığı alevlerle etrafındaki tüm insanları yok ederek ilerlediğini görmüştü. Onu yenebilecek gücü olduğunu biliyordu. Ancak içindeki garip korku, bu gruba müdahale etmeye geciktiriyordu. Grubun karşısına çıktı ve onların püskürttüğü ateşi, eliyle tekrar onlara geri gönderdi. Grup zarar görüyordu fakat hala alevler çıkarmaya devam ediyordu. Yeni ben, tek başına mücadele etmeye devam ediyordu. Sonra oradan uzaklaştı ancak grup yeni benin peşine takılmış onu bulmaya çalışıyordu. Yeni ben, aslında onlardan daha güçlüydü ancak içindeki korku onlara gücünü kullanmasına engel olup saklanmasını da söylüyordu. Korkuyu dinlemedi. Tekrar bir cesaretle çıktı karşılarına. Yine onların ateşini, onlara geri gönderdi. Grup, adeta bu güç savaşında yeni beni alt etmek için çabalıyordu. Yeni ben ise kendisinin farkında olmaya başlamıştı. Bu rüyadan sonra yeni ben uyandı ve ellerine baktı. Gerçekten bu rüyanın anlamı neydi? Bunu eski bene anlattı. Eski ben ise şaşkındı. Daha önce hiç böyle bir rüya görmemişti kendisi. Neden sadece yeni ben görmüştü bu rüyayı? Eski ben, yeni beni sorguladı yine:” Neden sadece sen görebildin bu rüyayı?”. Yeni ben ise biraz durdu ve dedi ki: “Ben bu rüyayı görene kadar yine ne olduğumu sorgulamaya başlamıştım ve sadece yaratıcıdan isteyebildim ne olduğumu. Öğrenmem gerekiyordu her şeyi. Bu dünyaya neden geldiğimi öğrenmem gerekiyor. Sen ise değişmek istemiyorsun ve sorgulamıyorsun. Değişime karşısın. Bunları yapsan bile bana asla yetişemeyeceksin. Ben hep bir adım önde olacağım.” Eski ben durdu. Yavaşça yeni benin karşısına geçip oturdu. Bu hareketleri o kadar yavaştı ki yeni ben, eski benin bir an bayılacağını sandı.

Bu sefer çapraz sorgu sırası yeni bendeydi. Ayağa kalktı ve masaya ellerini koyup öne eğilerek eski bene sordu:” Neden? Neden kendini bilmek istemiyorsun? Sıradan yaşamakla ne elde edeceksin? Bu dünyaya sıradan yaşamak için mi geldin? Bak bana! Bu hayatı sıradan yaşamayacağım. Bu dünyaya niçin geldiğimi, gördüğüm rüyayla anladım ve ben yansıtıcıyım. YANSITICI! Herkesin duygularını, düşüncelerini, davranışlarını ve bu dünyada neyi yapıyorlarsa onlara yansıtıyorum. Bunun için var olmuşum. Onlara ne olduğunu göstermem gerekiyor. Ayna, insanlara fiziksel güzelliklerini yansıtıyor olabilir. Ben ise onların iç dünyasını yansıtıp farkına varmaları için varım ve bunu yansıtıyorum. Sadece bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bana yardım eder misin? Bu görevi birlikte yapabilir miyiz? Sonuçta aynı bedendeyiz. Her ne olursa olsun, bu görevi birlikte üstlenmeliyiz. Ekip olmak budur! Ben o rüyada her ne kadar tek savaşıyor gibi görünsem de sen de oradaydın. O korkumun sebebi sendin. Ben, seni dinlemedim. Bunu da bu şekilde görebildim. Her ne kadar bana engel olsan da aslında seni dinlemeyerek iyi bir şey yaptım. Bu yüzden sana yine ihtiyacım var. Çünkü seni dinlemeyerek yine cesaretle gücümü kullanmam gerekecek ve sen orada olmalısın. Bir adım geride…”. Eski ben bu sözler karşısında biraz afallamış ve dili tutulmuştu. Sadece bakakaldı. Yeni ben de masa ve eski benin etrafında bir tur attıktan sonra yerine oturdu. Şimdi hiçbiri konuşmuyordu. Ancak aynı düşünceyi paylaşıyorlardı. “ÇAPRAZ SORGU DA TUTUKLANAN OLMAMIŞTI. ÇÜNKÜ ESKİ ve YENİ BENİN ORTAK BİR GÖREVİ VARDI.”

29.09.2023 / Senem KAYA

Yorum bırakın

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close