ELMANIN ÇEKİMİ

Merhaba sevgili arkadaşım,

Her şey, yüz yıllar öncesinde Isaac Newton ‘un bir elma ağacının altında oturmasıyla başladı. Canı elma mı yemek istemişti de ağacın sahibinden izin alamamıştı, yoksa elmanın yere düşüp toprağa karışma vakti mi gelmişti ya da elmanın düşünce gücü ile düşmesi de bir ihtimal olabilir mi? Sonuç olarak ‘yer çekimi’ bulundu ve bundan sonrasında olanlar oldu. Başımıza gelmeyen kalmadı…

Dünya’nın merkezine çekildik. Sanki merkez bizimmiş gibi. Elmayı düşürdük başa, gidiyoruz paşa paşa demek isterdim ancak nereye kadar gideceğiz? Yer çekimi denilen kuvvet bulundu ya e tabi her şeyi kendimize çekmeye başladık. Mesela aşk dedikleri şey… Bunun da çekimi vardı ama başımıza düşerek bulmadık. Bu da düştü mü kalbe? Aldık yine belayı… Diyeceksiniz ki aşkta beyinde başlar. Evet göz görür sinirler aracılığıyla beyne iletir. Beyin sever mi peki? Sever tabi de yaşatması için kalbe ihtiyacı olacak. Oradan da kalbe düşecek ve yine bir çekim yasası daha bulunacak. Aaa bir dakika o da bulundu… Hz. Adem ile Hz. Havva ile… Bir dakika Hz. Havva da elma yememiş miydi? Sakın demeyin elma yine düştü başa diye? Yok bu kez düşmedi. Bildiğin midede ! Oradan da cennetten düştük Dünya’nın merkezine! Bir çekim yasası daha ! Belki de o zaman bulunmuş olabilir mi yer çekimi?

Elma, başa düştü, sonra mideye şimdi de yararlı ise kana karışacak. Geri kalanı da toprağa düşecek. O zaman bu elma da yine bizi başka bir maceraya sürükleyecek. Bu kez ne başımıza ne de midemize inecek. Bir sonraki elma çekimi yükleniyor… Bakalım bizi neler bekliyor?

Bir elmanın bu kadar çekici olması ne garip değil mi?

Senem Kaya
02.03.2023

Yorum bırakın

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close